DOLAR

40,2607$% 0.13

EURO

46,7252% 0.08

STERLİN

53,9495£% 0.21

GRAM ALTIN

4.319,39%0,53

ÇEYREK ALTIN

7.014,00%0,24

TAM ALTIN

27.971,00%0,24

ONS

3.335,86%0,37

BİST100

10.219,67%-0,06

İstanbul °
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

“Çocuklarınıza Güzel İsimler Koyunuz”

İsim ve isimlendirme sadece ikinci şahısların çağrışımı açısından değil bizzat ilgili kişi tarafından da “kimlik, mânâ, dua, tembih ve hatırlatma” vesilesidir. İsmi Abdullah olan bir kimse, sürekli bu adla çağrıldığı için kendisi açısından “Allah’ın kulu olduğu” hakikatini hatırlama vesilesi olduğu gibi aynı zamanda bir dua vesilesidir.

  • Dr. Adem Ali Rüzgarlı

İsim deyip geçmemek lazım.

İsim bir varlığı, bir kavramı, bir kişiyi diğerlerinden ayıran adlandırmadır. Bir galaksinin ismi, bir gezegenin ismi, bir ülkenin ismi, bir şehrin ismi, bir bitkinin ismi, bir hayvanın ismi, nihayet bir insanın ismi sadece onu anma vesilesi değil aynı zamanda birçok çağrışımın da özü ve öbeğidir.

Söz gelimi güneş sisteminin de içinde bulunduğu bizim galaksimiz Türkçede “samanyolu” diye isimlendirilmiştir. Çünkü semaya baktığımızda irili ufaklı, çok sayıda saman tozları olarak gördüğümüz yıldızlar topluluğunu en iyi anlatan ifade budur (İngilizcede süt yolu anlamında milkway sözcüğü kullanılır). Yine mesela Afyon-Konya-Isparta üçgeninde bulunan ve yüksekliği 2610 metreye ulaşan dağa heybeti ve duruşu dolayısıyla Sultandağı ismi verilmiştir. Mesela İstanbul’a Yunancada “şehir, şehre doğru, şehirde” anlamında bu ad verilmiş, Osmanlı döneminde “mutluluk kapısı” anlamında “Dersaadet” denilmiş, halk dilinde bazen Müslüman nüfusun çokluğuna referansla “İslambol” denildiği olmuştur.

Yine mesela bitkilerden ayçiçeğine hem fiziksel özellikleri hem gözlemlerimize uygunluk açısından farklı isimler verilmiş, örneğin günün her saatinde güneşin bulunduğu tarafa meylettiği için “günebakan”, çiçeğin baş kısmı şekil olarak aya benzediği için ayçiçeği denilmiştir. Yine mesela yılana eski Türkçede kıvrılmak anlamına gelen “yıl” kökünden kıvrılarak hareket eden anlamında bu isim verilmiş, tavşana “yakalamak” anlamındaki “tav” kökünden hareketle kolayca yakalanan anlamında tavşan denilmiş, tilkiye hile yapmak anlamındaki “til” kökünden hilekar anlamında tilki denilmiştir.

Örnekleri uzatmak gerekmez. İsim bir varlığın sembolü olarak onu hatırlatan ve onun kimliğini ifade eden iksirli bir sözdür. Everest deyince dünyanın en yüksek noktasını, Nil deyince Afrika’nın -mecazen- hayat kaynağını, deve deyince Arap coğrafyasını hatırlarız. Üzüm deyince iştihamız artar, limon deyince ekşilik hissederiz…

Ya insan isimleri? Adem ismi ceddimiz Adem atamızı, Muhammed -yahut Türkçede daha çok tercih edileni ile Mehmet-, Resul-i Ekrem’i (asm), Ömer üçüncü halife Hz. Ömer’i hatırlatır. Fatih deyince İstanbul’u fetheden kahramanı, Yavuz deyince, -Allah’ın inayeti ile-, Anadolu’nun fikrî kimliğini muhafaza eden sultanı, Fatma veya Fatıma deyince Resulullah’ın (asm) güzide kızını, Meryem deyince Hz. İsa’nın azize annesini hatırlarız…

İsim ve isimlendirme sadece ikinci şahısların çağrışımı açısından değil bizzat ilgili kişi tarafından da “kimlik, mânâ, dua, tembih ve hatırlatma” vesilesidir. İsmi Abdullah olan bir kimse, sürekli bu adla çağrıldığı için kendisi açısından “Allah’ın kulu olduğu” hakikatini hatırlama vesilesi olduğu gibi aynı zamanda bir dua vesilesidir. Kızımıza koyacağımız Ayşe ismi sadece Peygamber’in (asm) bir hanımını, dolayısıyla bir annemizi hatırlama değil, aynı zamanda çocuğumuzun Hz. Ayşe’nin edebi, ahlakı ve ilmi ile donanması duasını içerir.

Çocuklara verilen isimler üzerinde yapılan araştırmalar ismin sadece bir çağrı aracı olmayıp çocuğun kimliğinin, kişiliğinin ve toplumsal yerinin teşekkülünde yapı taşı olduğunu göstermiştir. Anlam bakımından güzel isimlerin çocuğun zihin ve ruh dünyasında olumlu gelişmelere vesile olduğu, anlamca bozuk isimlerin de çocuk üzerinde negatif etkiler uyandırdığı tespit olunmuştur. Söz gelimi, Nur, Hak, Hilal gibi isimler çocuğun özgüvenini artıran bir işlev gerçekleştirirken Firkat, Hicran, Keder gibi isimler çocukta olumsuz etkiler oluşturmaktadır.

İsim ve isimlendirmenin önemine dair bu ve benzeri hususları dikkate aldığımızda çocuklarımıza güzel isim koymanın önemine dair Resul-i Ekrem (asm)’ın şu tavsiyesinin ne kadar yerinde olduğunu kolayca anlarız: “Çocuklarınıza güzel isimler koyunuz. Çünkü kıyamet gününde herkes kendi ismiyle ve babasının ismiyle çağrılacaktır.”[1] Başka bir hadiste de şöyle buyrulmaktadır: “Çocuklarınıza peygamber isimleri koyunuz. Allah’a en sevimli isimler Abdullah, Abdurrahman… gibi isimlerdir.”[2] O halde ebeveyn olarak bir anne-babanın çocuklarına karşı önemli görevlerinden birisi onlara güzel isim koymak, olumsuz çağrışımları olan isim koymaktan uzak durmaktır. Nitekim yukarıda naklettiğimiz ikinci hadisin devamında “En çirkin isimler Harb ve Murre gibi isimlerdir”[3] buyrulmaktadır. Bunlardan “harb” savaş, “murre” ise “acı” anlamına gelmektedir.

Burada şuna da değinmek gerekir. Eğer bir kimsenin ismi olumsuz anlamlar çağrıştırıyorsa, bunları değiştirmek de mümkündür. Nitekim kaynaklarda yer aldığına göre Hz. Peygamber (asm) mesela, “isyan eden” anlamına gelen “asiye” ismini “güzel anlamında “cemile” ile, “ateş kıvılcımı” anlamındaki “şihâb” ismini “eli açık, cömert” anlamındaki “hişâm” ile, savaş anlamındaki “harb” ismini “barış” anlamındaki “selm” ismiyle değiştirmiştir.[4] Sünnetteki bu uygulamalardan hareketle birçok alim de kendi zamanlarında bazı isimleri, -anlamı olumsuz olmasa bile- daha iyi olacağını düşündüğü isimlerle değiştirmişlerdir. Mesela Bediüzzaman, talebelerinden Mehmet Fevzi’yi Mehmet Feyzi olarak, Ziver veya Zeyrev olan talebesini Zübeyr olarak değiştirmiştir.

Sonuç olarak anne-babalar, çocuklarına yönelik görevlerinden birisinin de onlara güzel isim vermek olduğunu dikkate alarak onlara güzel isimler koymalı ve elbette o isimlere uygun bir şekilde yetişmelerini sağlamak için üzerlerine düşen görevlerini yerine getirmeye çalışmalıdır.


[1] Ahmed b. Hanbel, Müsaned, V, 197; İbn Hibbân, Sahih, Hadis no: 581.

[2] Ebu Davud, “Edeb”, 69; Tirmizî, “Edeb”, 61.

[3] Aynı kaynaklar.

[4] Mesela bk. Buharî, “Edeb”, 108; Müslim, “Âdâb”, 14.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

YATSI NAMAZININ ÖNEMİ VE HİKMETİ – SÜLEYMAN KÖSMENE

HIZLI YORUM YAP