Yaban Ellerde Eğitimin Sessiz Kahramanları
Gezi, bir yolculuğun ötesine geçerek, insanlarla, mücadeleleriyle ve yaşadıklarıyla derin bir bağ kurmamızı da sağladı. Her sınıf her mekân her sohbet bir ders; her adım ise hem eğitim sistemini hem de insanın fedakârlık ve dayanışma mecburiyetini anlamamıza vesile oldu.
Yaban Ellerde Eğitimin Sessiz Kahramanları
Ali Ferşadoğlu / 20.01.2026
15 Aralık 2025’te Almanya’nın sakin köy, kasaba ve şehirlerinde başlayan yolculuğumuz, diğer AB ülkelerine de uzandı… Hedefimiz, yurt dışında görev yapan öğretmenlerin eğitim ortamlarını; işçilerin, meslek erbabının ve öğrencilerin karşılaştıkları zorlukları, çektikleri sıkıntıları ve maruz kaldıkları haksızlıkları yerinde gözlemlemekti.
Bu mesele derin olduğu için çalışmalarımız kısa metrajlı değil; belki bir yıl sürecek, uzun soluklu bir süreç olacaktır. Özellikle vatanlarından uzak bir zeminde görev yapan öğretmenler hem kendi kültürlerini yaşatma hem de yeni nesillere rehberlik etme mesuliyetini taşıyor. Ancak yoğun iş yükü, dil engeli, idari problemler ve ağır geçim şartları çoğu zaman yalnızlık ve yorgunlukla birleşiyor.
Sokaklarda, sınıflarda ve öğretmen evlerinde yaptığımız gözlemler, öğretmenlerin görünmeyen fedakârlıklarını ve sorumluluk şuûrlarını ortaya koydu. İmtihan ve eğitimin iç içe geçtiği bu hayat, sadece mesleklerini değil, rûh dünyalarını da şekillendiriyordu. Her yerde problemler kaçınılmazdır, ancak, akıl ve sağduyu ile çözmek gerektiğini öğretir hayat!
Gezi, bir yolculuğun ötesine geçerek, insanlarla, mücadeleleriyle ve yaşadıklarıyla derin bir bağ kurmamızı da sağladı. Her sınıf her mekân her sohbet bir ders; her adım ise hem eğitim sistemini hem de insanın fedakârlık ve dayanışma mecburiyetini anlamamıza vesile oldu.
Hedefimiz garez ve polemik çıkarmak değil; karşılaşılan problemleri tespit edip çözüm teklifleri geliştirmek, akıl, ilim, kalb ve vicdan eksenli eğitim ve öğretimin olumlu örneklerini eğitim camiası, halk ve fikir dünyasına sunmaktır. Dolayısıyla isimler saklı tutulmuştur…
Zîrâ, yönetenden yönetilene kadar hepimiz beşeriz; şaşarız, hata ederiz. Bu insan olmanın tabiî bir sonucudur, çünkü melek değiliz. Asıl önemli olan, yanlışlarımızı fark edip kabul etmek ve telafi etme iradesi gösterebilmektir.
Bu kudsî meslek, yalnız öğretimle kalmayıp, insanlığa hizmet irade ve niyetiyle şekillendiğinden, “Bu vatanın, milletinin saadetine bir vesile olduklarını bilmeleri ve pek çok öğretmenin, millî hamiyet, vatan sevgisi ve ilmî haysiyetle” çalışıp bize sayısız harf öğrettiklerinden onlara minnet borcumuz vardır! (Bknz., Emirdağ Lâhikası, s. 249.)