40,2607$% 0.13
46,7252€% 0.08
53,9495£% 0.21
4.319,39%0,53
7.014,00%0,24
27.971,00%0,24
3.335,86%0,37
10.219,67%-0,06
Yaban Ellerde Moral ve Adalet Arasında!..
Avrupa’dan Notlar – 9 | Ali Ferşadoğlu / 30.01.2026
Duygu yüklü bu satırlar, ders zillerinden çok yol seslerini, sınıflardan çok garip gurbeti anlatıyor. Avrupa’da bir öğretmenin mesleğiyle vicdanı arasında tuttuğu günlüğünden notlar:
Sabah – Yol Üzerinde: Gurbet sabahları erken başlıyor. Bir öğretmen olarak bugün yine birden fazla okula yetişmek için yoldayım. Otobüs durakları, tren istasyonları ve yabancı sokaklar arasında geçen bu yolculukta sadece mesafe değil, belirsizlik de taşınıyor.
Eğitim hayatında karşılaştığım aksaklıklar daha eskilerin her gün karşılaştığı kanıksadığı ve süreklilik kazanmış bir gerçekliğe dönüşmüş sanki!

Öğle – Okul Koridorları: Farklı okullarda aynı yüz ifadeleri: Yorgun ama görevine bağlı öğretmenler. Konuşmalar kısa, gözlemler derin. Ve kötü bir haber depneştirir duyguları: Kimine verilen 200 euro, kimine 400, kimine 1000; kimine ise hiç verilmeyen ikramiyeler sessiz isyan diliyle ifade ediliyor. Ölçüsü olmayan, gerekçesi açıklanmayan bu keyfi uygulamalar, koridorlarda dolaşan görünmez bir moral kaybına dönüşmüş.
Akşam – Dönüş yolunda tren camından şehir ışıklarını izlerken düşünüyorum: Psikolojik baskı ve tükenmişlik ferdî değil, sistemin ürettiği bir tablo. Gurbet ellerinde yalnızca ders anlatmıyoruz; ülkemizin de dilini, kültürünü ve değerlerini temsil ediyoruz. Ancak, bu çabanın çoğu kez görünmez kalması, insanın içini derinden sızlatıyor.
Gün Sonu Notu: Öğretmenlerin emeği görünmez kaldıkça, hizmet verimsizleşiyor. Oysa bugün geçtiğim her durak, her okul ve her yüz bana şunu hatırlatıyor: Bir ülkeyi yüceltmek, yolunu emanet ettiği öğretmenine sahip çıkmakla başlar. Kültürün elçisi olan öğretmen desteklenmezse bilgi gurbet ellerde susar; sahiplenilirse yarınlar inşa edilir.
Çocuklarımızın ilk ve tesirli muallimesi olan anne olmak üzere, tüm öğretmen ve yöneticiler büyük kâinat kitabını okumalı ve okutmalı:
“Madem gayet mânidar bir kitap, onu ders verecek bir muallim ister.” (A. Mûsâ, s. 172)
“Hem madem Hâlıkımız, bize en büyük muallim ve en mükemmel üstad ve şaşırmaz ve şaşırtmaz en doğru rehber olarak Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâmı tayin etmiş ve en son elçi olarak göndermiş…” (Şualar, s. 200.)
Elbette “Mahbub-u kulûb (kalblerin sevgilisi), muallim-i ukùl (akılların öğretmeni), mürebbî-i nüfus (nefislerin terbiyecisi)”ni dinlemeli, dillendirmeli. (Sözler, s. 216.)
Kimden, Niçin, Ne Kadar Korkmalıyız?