Avrupa (Almanya) Düzenin İzinde / Ali Ferşadoğlu
“Maatteessüf, güzel şeylerimiz gayr-ı müslimler eline geçtiği gibi, güzel olan ahlâklarımızı da yine gayr-ı müslimler çalmışlar. Güya bir kısım içtimaî ahlâk-ı âliyemiz yanımızda revaç bulmadığından, bize darılıp onlara gitmiş...
Avrupa (Almanya) Düzenin İzinde
Avrupa Notları - 13 | Ali Ferşadoğlu / 4.02.2026
Zaman zaman her yerde sıkıntılar çıkabilir… Avrupa’ya (Almanya’ya) adım attığınızda ilk fark edilen şey, saat gibi işleyen bir düzen oluyor. Kurallar nettir, herkesin onlara uymanın sadece bir zorunluluk değil, ortak bir sorumluluk olduğunun farkındadır.
Bu düzenin arkasında yalnızca kanunlar değil, güçlü bir otokontrol ve karşılıklı güven duygusu vardır. İnsanlar, hakkın hatırını üstün tutmayı içselleştirmiştir.
Bu tabloyu seyrederken insan ister istemez Bediüzzaman’ın toplum hayatı için ortaya koyduğu ölçüleri hatırlıyor. Ona göre bir milletin anarşiden, karmaşadan, fakirlikten ve güvensizlikten kurtulmasının yolu; hürmet (saygı), merhamet, emniyet, haramdan sakınmak ve (kurallara, hukuka) itaat kültürünü ihya etmekten geçer. İnançlara ve haklara saygı, herkese şefkat, yarınlara güvenle bakabilme, meşru dairede yaşama ve çalışmayı esas alan bir hayat… (bknz., Şuâlar, internet, s. 307.)
Almanya sokaklarında gördüğümüz düzen, aslında İblâmın âlemşumül bu değerlerin hayata yansımış hâlidir: “Mehasin-i medeniyet denilen emirler (medeniyetin güzel işleri), şeriatın başka şekle çevrilmiş birer meselesidir.” (Muhakemat, s. 39)
“Maatteessüf, güzel şeylerimiz gayr-ı müslimler eline geçtiği gibi, güzel olan ahlâklarımızı da yine gayr-ı müslimler çalmışlar. Güya bir kısım içtimaî ahlâk-ı âliyemiz yanımızda revaç bulmadığından, bize darılıp onlara gitmiş. Ve onların bir kısım rezâili, kendileri içinde çok revaç bulmadığından cehaletimizin pazarına getirilmiş. (Münâzârât, s. 100.)
Bir gezi, bazen sadece şehirleri değil; toplumların hangi ahlâkî temeller üzerinde yükseldiğini de gösterir. Gördük ki, düzen, tabelalarda değil; insanın vicdanında başlar.