AKP’nin Yönetim Anlayışının Din ve Dindarlıkla Bir İlgisi Yoktur! – Ali Ferşadoğlu
Eğer AKP’nin iktidarını dindar bir yönetim olarak tanımlarsanız, İslâm’ın adalet anlayışını müstebit bir “güçlü olan haklıdır”4 felsefesiyle karıştırmış olursunuz. Kapitalizm ve Kemalizm ise, dine ve dindarlığa sığınarak her türlü olumsuzluğu İslâm’a yüklemektedir.
AKP’nin Yönetim Anlayışının Din ve Dindarlıkla Bir İlgisi Yoktur!
Ali Ferşadoğlu
Ülkemizde de “dinin ve dindarlığın” içi boşaltıldı. Namaz kılan dindarlara, güven sıfırlandı! Eğitim, adalet, hak, hürriyetler ve ekonomi gibi temel alanlar da çökertildi. Bu, durumda tenkitler, dine, dindarlara yöneltilmeye başlandı.
İslâm’da eğitimin temeli, "ilim", "hikmet" “tevhid” ve “ahlâk” üzerine kuruludur. AKP’nin eğitim politikaları ise, değiştireceğini söylediği mevcut tabiatçılık, Darwinizm, Kemalizm, tesadüfçülük gibi nazariyelere dayandı…
İslâmın yönetim biçimi hürriyet, meşrûtiyet (meşveret, demokrasi) ve “hürriyetin en geniş şekli cumhuriyet”tir. Cumhuriyet; adalet, meşveret ve kuvvetin kanunla sınırlanması demektir.1 Ancak AKP’nin yönetim biçimi, “istikrar” adı altında tek kişiye dayalı bir yönetim anlayışıyla şekillenmiştir. Bu da “Riyaset-i şahsîye”dir, yani şahsa dayalı, yani, Türk tipi denilen ucûbe “Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi”dir. Burada, “yasama, yürütme ve yargı” tek bir kişinin elinde toplanır. AKP, adaletin ve kuvvetler ayrılığının gerektirdiği meşveret ve şûrâ sistemine her zaman uzak durmuştur.
Ekonomik politikaları da, “Ben tok olayım, başkası açlıktan ölse, bana ne…” yaklaşımına dayanır. Toplumun ezilen kesimlerinin haklarını görmezden gelirken, faiz ve yüksek enflasyonla halkı sömürmektedir. İslâm’ın “çalışana ücretini, alın teri kurumadan önce veriniz”2 hadîsi ise hiçe sayılmaktadır.
Dış politika ise İslâm’ın aksine, barış ve dayanışma yerine, başka ülkelerin iç işlerine müdahale ve hükümet değiştirme üzerine kuruludur. Irak, Suriye, Mısır, Filis’tin/Gazze, vs., örneklerindeki gibi, “müteharrik-i bizzat değil, müteharrik-i bilvasıta (doğrudan kendi değil, başkaları vasıtasıyla, dolaylı hareket eden)”3 bir dış politika yürütülüyor.
Eğer AKP’nin iktidarını dindar bir yönetim olarak tanımlarsanız, İslâm’ın adalet anlayışını müstebit bir “güçlü olan haklıdır”4 felsefesiyle karıştırmış olursunuz. Kapitalizm ve Kemalizm ise, dine ve dindarlığa sığınarak her türlü olumsuzluğu İslâm’a yüklemektedir.
Bu yaklaşım, dine ve dindarlara büyük bir iftira, bühtân ve zarar getirmektedir.
Dipnotlar: 1-Bknz., Hutbe-i Şâmiye, 79.; 2-İbn Mâce, Sünen, Kitâbu'l-İhtisâs, Hadis No: 2443.; 3-Sünûhât, s. 64.; 4-Sözler, s. 499.