40,2607$% 0.13
46,7252€% 0.08
53,9495£% 0.21
4.319,39%0,53
7.014,00%0,24
27.971,00%0,24
3.335,86%0,37
10.219,67%-0,06
21 Ocak 2026 Çarşamba
Adamın şehirde otuz dairesi vardı. Kiralar her ay tıkır tıkır yatıyordu. Ama yüzü gülmüyordu.
“Daire işi bitti,” diyordu.
“Kiracıyla uğraşılmaz.”
“Toprak asıl yatırımdır.”
Telefonu elinden düşmezdi.
İlan siteleri, gruplar, kapalı WhatsApp kanalları…
Bir gün bir emlakçı aradı.
— “Abi,” dedi, sesi alçaktı.
— “İlan falan yok.
Üç kardeş var, arsaları büyük.
Paraya sıkışıklar.
Bunların ihtiyacı var… fırsat bu.”
Adamın içi kıpırdadı.
Komisyonda ödememek için bir sekilde emlakciyi aradan çıkartıp tek başına gitti.
Gerçekten üç kardeşin elinde çok büyük, çok değerli bir arsa vardı.
Atadan kalmaydı.
Kolay kolay satılmazdı.
Kapıyı çaldı: — “Hepsini alıyorum.”
Rakam söyledi.
Büyük kardeş kaşlarını çattı.
— “Bu arsa satılık değil.”
Ortanca sustu.
Küçük kardeş öne çıktı. — “Olur,” dedi.
— “Ama bir şartla.”
Adam sordu: — “Nedir?”
Küçük kardeş sakindi: — “Şehirdeki bütün dairelerini sat.
Parayı peşin getir.
Sonra gün doğarken arsaya gir.
Yürüyebildiğin yere kadar yürü.
Gittiğin son yere kazık çak.
Gün batmadan başladığın yere dönersen,
işaretlediğin her yer senin.
Ama dönemezsen…”
Bir an durdu. — “Para bizim.”
Adam güldü. — “Bu kadar mı?”
Otuz daireyi sattı.
Evini boşalttı.
Parasını elden getirdi.
Ertesi sabah gün ağarırken yürümeye başladı.
Önce ölçerek.
Sonra açılarak.
“Şurası da girsin,” dedi.
“Bu cephe çok değerli.”
Tam villa sitesi yapılır.
Bir noktada kendi kendine mırıldandı: — “Oh… tam enayi arsası.” Bu paraya bunun onda biri alınamaz.
Öğlene doğru güneş yakmaya başladı.
Ama durmadı.
Bir ara geri dönmeyi düşündü.
Sonra vazgeçti: — “Bir parça daha…”
Güneş eğildi.
Toprak büyüdü.
Ama mesafe uzadı.
Kazığı çakıp panikle geri koşmaya başladı.
Kalbi yoruldu patlayacak gibiydi.
Nefesi kesildi.
Ciğerleri doldu.
Kan kusmaya başladı.
Bacakları da taş gibi oldu.
Güneş batarken son adımı attı.
Ama yetişemedi.
Yere yığıldı.
Hastaneye bile götürmediler.
Zaten iş işten geçmişti.
Üç kardeş parayı aldı.
Adamı, arsada bir köşeye,
diğer açgözlülerin yanına kuyuladılar.
İki metre.
Bir insanın hayatta gerçekten sahip olduğu tek yer buydu.
Günümüzde bu tür arazi satın alma hikayeleri gerçekten vardır ve devam etmektedir.
Birçok ülkede mezar kalıcı bir mülk değildir; kullanım hakkı süreyle verilir. Almanya, İsviçre, Hollanda ve Fransa’da mezarlar kiralanır; süre dolunca uzatılmazsa mezar kaldırılır, kemikler ortak alanlara alınır ve yer yeniden kullanılır. Japonya gibi alan sıkıntısı olan ülkelerde ise kremasyon yaygındır; “sonsuz mezar” fikri yoktur. Yani dünyada pek çok yerde insanın hayatta “son sahip olduğu yer” bile geçicidir; mezar dahi sistemin bir parçasıdır, mülk değildir.
Bu hikâye, Lev Tolstoy’un ünlü anlatısından ilhamla yeniden yorumlanmıştır.
Tolstoy’un sorusu 140 yıldır değişmedi:
İnsana bir mezar boyu toprak yeter.
/Alıntıdır/
İTTİHAD-I İSLAM ÇERÇEVESİNDE TÜRK KÜRT KARDEŞLİĞİ
HALİL KAYMAK
HATAY YENİ ASYA RİSALE-İ NUR DERSİ
MESNEVİ-İ NURİYE OKUMALARI
YENİ ASYA VAKFI MÜZAKERELİ RİSALE-İ NUR DERSİ HER ÇARŞAMBA SAAT 15:OO İTİBARİYLE YÜZ YÜZE YAPILMAKTA VE ONLINE OLARAK HÜR ASYA TV’DEN DE YAYINLANMAKTADIR
HUBBU CAH VE HİSSİ HAVF (Makam sevgisi ve korku hissi)
MEKTUBAT 29. MEKTUP
ATİLLA YILMAZ (ŞAİR – YAZAR)
İHLAS RİSALESİ
21. LEM’A
LEM’ALAR | RİSALE-İ NUR KÜLLİYATI
BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ
OKUYAN: İHSAN ATASOY
RİSALE-İ NUR OKUMAK İÇİN: https://kulliyat.risaleinurenstitusu.org/
21. Lem’a olan İhlâs Risalesinin ehemmiyeti, “Bu Lem’a laakal her on beş günde bir defa okunmalı” ifadesinde açıkça görülüyor.
İhlâs; kelime olarak safi, içten, samimi, riyasız manasında olup, ıstılahta ise; yapılan ibadet ve amellerde hiçbir menfaati esas gaye yapmadan, sadece Allah’ın rızasını esas maksat ve gaye edinmek, insanlara riyakârlıktan uzak durmaktır.
İhlâs, sadece ahirete ait bir kavram değil, batıl düşünce ve yollarda da geçerli olan bir kavramdır. Bir insan neye inanırsa inansın, bağlandığı hakikatte ne kadar safi, samimi ve riyasız ise, bu ihlâs kendisini şerde dahi olsa muvaffak eder. Aynı ihlâs, Kur’an hizmetkârlarında olursa neticesi “Nur’un âlâ nur” olur. Buna binaen ihlâs düsturlarını evvela nefsimizde sindirip, hayata geçirmek ve ihlâs’ı tam elde edebilmek için okunmalı.
Esas olan ilim değil, ihlâsı elde etmektir. Sürekli okunduğunda, düsturlar hayatımızda yer etmeye, meleke haline gelmeye başlayacaktır. Her amel ve fiilimizde, şuur altında bizi uyaran ihlâs mekanizmasını işlettirmek için okunmalı.
Hizmet içinde veya ibadetlerde veya ilim ve amellerde insan terakki ettikçe, nefis ve şeytanın fırsattan istifade etmesiyle, enaniyet ve gurur devreye girebilir. Enaniyet ve gururu kırabilmek ve şahs-ı manevi havuzunda eritebilmek için okunmalı.
Zamanın meşguliyeti, hadiselerin ağırlığı bazen de anlık gaflet sarhoşluğu, insanın nazarını dağıtabilir, fikirler karışabilir, ameller safiyane olamayabilir. Nasıl ki, imanın yenilenmesi emredilmiş öyle de ihlâsın da yenilenmesi, bir nevi vücuda antivirüs programı yerleştirilmesi gereklidir. Virüslerin temizlenmesi hatta vücuda girememesi için okunmalı.
İhlâs risalesi, uhrevi hizmetlerde ve güzel amellerde ihlâs ile muvaffak olmanın sırlarını, Risale-i Nur’un esaslarından olan uhuvvet dairesindeki hassasiyet ve tesanütün kanunlarını, hizmetin ruhu mahiyetindedir. İhlâs düsturlarını, makbul olan hizmetin ancak ihlâs ile ve garazsız, rekabetsiz birliktelik ile ve şahs-ı manevinin teşekkülü ile mümkün olduğunu izah ve ispat eder. Bu nedenle İhlâs Risalesi her on beş günde bir defa okunmalı, okumaya gayret edilmelidir.
Okuyabilmek, hayata geçirebilmek duası ile…